Önce şu soruyu soralım. İyi bir toplum nasıl kurulur? Adil bir devlet nasıl olur? Çoğu insan cevabı yöneticilerde aradı.Oysa çoğu zaman sadece yöneticilerde değildi. Çünkü bir toplumun başına gelen yöneticiler o toplumun değerlerinden doğar. Bir toplum dürüstlüğü ödülendiriyorsa, dürüst insanlar yükselir. Bir toplum çıkarı ödülendiriyorsa, çıkarcılar yükselir. Bir toplum korkuya teslim oluyorsa, korku üretenler güç kazanır. Çünkü ilahi sistemde hiç biri toplum yöneticilerinin kurbanı değildir. Çoğu zaman yükseldiği değerlerin sonucudur. Buna rağmen insanlar çözümü güçlü liderlerde arar.Ama ilahi sistem halka bakar. Tahta çıkanlar gökten inmez.Toplumun alkışlarıyla yükselirler. Bir toplum hakikati değil görüntüyü ödülendirmeye başladığında en bilge insanlar değil, en iyi oyuncular yükselir. Tarih boyunca bir çok insan makam sahibi olunca değişmez. Makam sadece içindeki kişiyi ortaya çıkartır. Çünkü güç karakter yaratmaz.Karekteri görünür kılar. Kibir varsa büyür. Aç gözlülük varsa büyür. Vicdan varsa büyür. İnsanın içinde ne varsa, güç onu çoğaltır. Bu yüzden güç insanı değiştirmez. İnsanı ele verir. İnsanlar adaletin mahkemelerde başladığını sanır. Oysa adalet çok daha önce başlar. Adalet ehil olanın ehil olduğu yere gelmesidir. Bilginin susturulmamasıdır. Doğrunun kimden geldiğine bakılmamasıdır. Güçlünün zayıfı ezmemesidir. Çünkü hakikat Makamdan büyük olmak zorundadır. Hakikat makamın altına girdiği gün hukuk güçlünün hizmetkarına dönüşür. Çünkü adalet güçlüleri korumak için değil, güçsüzler korumak için vardır. Bir devletin görevi insanları kontrol etmek değildir. İnsanların gelişebileceği ortamı oluşturmaktadır. Çünkü korkuyla itaat elde edebilirsin. Ama bilgelik elde edemezsin. Korkuyla sesizlik elde edebilirsin .Vicdan elde edemezsin. Vicdanın olmadığı yerde en güzel kanunlar bile zamanla işlemez hale gelir. İnsan sürekli korku altında yaşadığında sorgulamayı bırakır. Sürekli çıkar peşinde koştuğunda vicdanını susturmaya başlar. Sürekli kalabalığı takip ettiğinde kendi aklını kullanmayı unutur. İşte bu yüzden bütün büyük çöküşler ekonomide başlamaz, orduda başlamaz, saraylarda başlamaz insanın içinde başlar. Bir toplumun gerçek güçü parasından değil, ordusundan değil, teknolojisinden değil vicdanından gelir.Vicdanını kaybeden bir toplum er ya da geç sahip olduğu her şeyi kaybetmeye başlar. Çünkü ilahi sistemin gözünde bir devletin büyüklüğü en güçlü insanına verdiği değerle değil, en zayıf insanına gösterdiği adaletle ölçülür.
Güzel bir tatilden sonra evimize sağ salim
geldik. İstanbul'umu o kısa bir tatil ayrılığında bile çok özledim. Bu kadar yoğun ve kalabalık bir şehir olmasına rağmen. Ancak ben İstanbul'umdan vazgeçemem. Çok seviyorum. İnşallah bazı durumlar da düzelirse o zaman tadı eski tadında olur. Temennim. İnşallah...
Hayat bazen çok anlamlı ve özel olurken bazen çok anlamsız olabiliyor. O anki ruh hali diyelim. Bugünlerde benim biraz canım sıkıldı. Psikolojik olarak çok iyi değilim. İnsanın canını en çok sıkan çok sevdikleride olabiliyor. Bugünden itibaren olmuş bitmiş olaylara daha makul ve anlayışlı olmaya çalışacağım.
Merhaba, bayramda ist. Harika gezilip görülecek bir şehir haline gelmişti...Bayram bitti eski haline döndü insanın bu kalabalığı gördüğünde hiç bir şey yapası yok... 😞
Merhaba iyi geceler, burada en çok yazmak istediğim konu "insan olmak " insanı diğer canlılardan ayıran temel özelliklerden biri; sadece kendine odaklanmak yerine başkalarının acısını, mutluluğunu, sorununun anlayabilmesi karşılık beklemeden sorunları çözmek, mutluluğa mutluluklar katmak bunları beklentisiz yapabilmektir.
Ahlâki değerler, adalet duygusu ve şevkat bu sürecin merkezindedir. Vicdan ve merhamet olmadan insan olunamaz.