Gonderi

< Ana Sayfaya Dön
caglar Çiçeği Burnunda Yazarşör
Gönderildi: 2026-09-09 18:18:08 Düzenlendi: 2026-09-10 21:42:52
Bir İşletmeyi Satmak ve Hayata Devam Etmek

Bir kafeyi işletmek bana öğretti ki başarılı olmak, aynı zamanda her şeyin kolaylaşacağı anlamına gelmiyor.

Bu durum benim başıma Galata Cafe'de geldi. Kafe; topluluk nezdinde ve yerel basında dışarıdan bayağı sağlam görünüyordu. Dergilerde, gazetelerde ve televizyonda çıkan boy boy haberler; beraberinde gelen zorlayıcı saatler, bazen bitmeyen istekler ve bazen de içinizde oturan garip sessizlikler... Bu tür garip sessizlikler insanı iyi hissettirmiyor.

CBC'den bir yazı:
https://www.cbc.ca/news/canada/toronto/turkish-cafe-galata-1.6575066
(Yazıda bir hata vardı. Amcamın mutfağı demişlerdi ama o benim teyzemin mutfağıydı :) )

Kafeyi işletirken düşüncelerin arasında sıkışmış bir haldeydim; bir yandan kafede çalışıyor, diğer yandan Bilgisayar Bilimleri eğitimimi tamamlamaya çalışıyordum. İkisi uyuşmuyordu ve her seferinde kendime aynı soruyu soruyordum: "Gerçekten bunu hayatımın sonuna kadar yapmak istiyor muydum?"

Kafeyi satmak benim için zor bir karardı. Hayatım bir yol ayrımındaydı. Kira sözleşmesi bitiyordu. Ya sözleşmeyi yenileyecek ya başka bir yere taşınacak ya da tamamen kapatacaktım. Benim hedefim tamamen kapatmaktı çünkü bu işten gerçekten haz almıyordum. Sadece her şeyi geride bırakıp yeni bir sayfa açmak istiyordum.

Bina sahibiyle pazarlıklarımız sonuçsuz kaldı. Zaten orada mutlu değildim ve adil olmak gerekirse, bu tek taraflı da değildi. Bazı sorumluluklar hiçbir zaman yerine getirilmiyordu. Yani anlayacağınız sorunlara sebep olan tek kişi bu sefer ben değildim :) Eski kira sözleşmesini teyzem imzalamıştı ve yeni sözleşmedeki taleplerim farklıydı. Anlaşamadık, ben de durumu kabul ettim. Sürenin sonunda ya taşınacağımı ya da kapatacağımı bildirdim.

Bu durum beni tam bir ikilemde bıraktı. Bir yandan ekipmanları satmaya çalışıyor, diğer yandan yeni bir yer arıyordum. Tüm bunlar olurken sevmediğim bu işin tek gelir kaynağım olduğunun farkındaydım. Sattıktan sonra ne yapacaktım? Restoran sektöründe on yıl çalıştıktan ve tek gelir kaynağınız bu olduktan sonra aklınızda elbette “bundan sonra ne yapacağım?” sorusu oluşuyor. Bu bence kendini tuzağa düşürmek gibi. Bu yüzden o tuzağa düşmeyin. Dünya bayağı anlamlı ve bir şey yapmak isterseniz her zaman bir fırsat var. Benim en büyük hatam sonrasında dünyanın ne sunabileceğini unutmak oldu ve ironik ama, o fırsatı hâlâ bekliyorum. Belki de kendim yaratmalıyım.

Uzun lafın kısası: Ekipmanları satmaya karar verdiğimde, yakın bir aile dostumuz kafeyi satmamı isteyip istemediğimi sordu. Tesadüfen, işletecekleri bir yer arayan ama bütçesi kısıtlı bazı insanlar duymuş. Ben de dedim ki, “Gelsinler konuşalım”. Geldiler. İkisinin de gıda sektöründe çalışmış olması, ben gittiğimde kafeyi ayakta tutabileceklerine dair beni ikna etti. Sonunda kafeyi ve ekipmanlarını görüşmeler sonunda onlara sattım. Duyduğuma göre mutlu bir şekilde işletmeye devam ediyorlarmış.


Kendi hatalarınızla ve başarılarınızla inşa ettiğiniz bir şeyden ayrılmak zordur. Hayatımda sabah beşte kalkıp simit pişirmek yoktu artık, çalışanların sahte "geç kalacağım" telefonlarıyla uğraşmak da yoktu, dükkanı daha iyi bir yer yapmak için birikim yapacağım diye "yavaş geçer" düşüncesiyle sakin günde eleman çağırmayıp aksine dükkanı müşterinin basması da yoktu. Dükkanı sattığım için bunların hiçbiri kalmamıştı. Ama bırakmak yine de zordu ve alttan alta iç sesim: "Okulunu geciktirmekle suçladığın kahve dükkanı gitti. Şimdi git ve ne yapmak istiyorsan onu yap." diyordu.

İç sesim bunları demesine rağmen tabii ki işe yaramadı.

O sıralarda sağlığım sessizce bozulmaya başlamıştı ve nedenini bilmiyordum. Satıştan sonra taşındım (bu da başka bir hikaye) ve eğitimime geri döndüm. Ama her oturduğumda "Ben burada ne yapıyorum? Bunlar bana uzak." gibi hislerle uğraşıyordum. Bu yaşıma kadar akademisyen olmuş olmalıydım. Tabii bu benim egomun bana teyidiydi ve bu ego konuşmaları sizi bayağı zehirleyebiliyor. O tuzağa ben düştüm, aman siz düşmeyin.
Dışarıdan bakınca her şey yolundaydı. İçeriden bakınca hiçbir şey yolunda değildi.

Türkiye'ye gidip gelmeye devam ettim ve annemin sağlığım hakkındaki endişesi, sandığımdan çok üstüme baskı kuruyordu. Ailemin bütün hayatı Türkiye'deydi ve onları benim için bunu terk etmeye zorlayamazdım. Sadece benim için okyanusun diğer tarafına onları sürüklemek bayağı bencillik olurdu. Hikayem şöyle olabilirdi: "Güçlü kaldım, sağlığımla ilgilendim, eğitimimi bitirdim ve mutluyum." Bayağı güzel olurdu böyle olsaydı ama bana uymadı. Keşke o mutlu sona sahip olsaydım ama sanırım hayatın bana öğreteceği dersler hâlâ mevcut. Sağlığınız bozulduğunda kendinizi hiçbir ölçüyle ölçmüyorsunuz. Ne kariyer ne eğitim; geriye tek bir soru kalıyor, o da sadece hayatta kalmakla ilgili. Ben İstanbul'a taşınıp baştan başlamayı tercih ettim ve bence bayağı iyi bir karar verdim. Çünkü ailemleyim.

Şimdiye kadar fark ettim ki yazdığım her hikayede "neden taşındım, işi ve okulu bıraktım?" sorusunun cevabını vermeye çalışıp bu durumu savunuyorum. Neredeyse ölüp geri gelmiş gibi hissetmem bence bayağı şey açıklıyor. Ayrıca size anlatabileceğim başka ailevi yönler de var ama bunlar bambaşka hikayeler örgüsü, o yüzden konuları sadece kendime ait sınırlar içerisinde tutmaya devam ediyorum.

Sonuç olarak, bir işletmeyi satmak zordur; eğer bunu yapabilirseniz ve bir sonraki aşamaya geçebilirseniz harikasınız ve yalnız değilsiniz. Belki şu an her şeye cevap bulamıyorsunuzdur ama en azından bir karar verdiniz. Ben de bir karar verdim ve sağlığım şimdi daha da iyiye gidiyor.
Hayatınızda neler olduğunu bana da anlatın.
(lelacag@gmail.com)
♥ 0 Beğen 💬 1 Yorum ⚠️ Bildir #686

Yanıt vermek için giriş yapın.

Yanıtlar (1)

@Azize 2026-09-10 21:42:52
Evet hayat ve öğretileri... Büyük mücadele. Yürekten kutlarım. Herşey daha güzel olacak. Öncelikle sağlığın olsun. Büyük şeyleri başaracağına inanıyorum canım oğlum 🙏❤️😘