Çok Beklenti Olmaması Gereken Proje
Toronto'daki kafeyi sattıktan sonra bilgisayar bilimi çalışmalarına dönmeye çalıştım. Buna sekiz ay dayanabildim ve sonrasında sağlık sorunlarım baş gösterdi. Aynı zamanda bulunduğum yerlerde odaklanacak zihinsel alanı bulamadım. Zamanında tam zamanlı çalışırken bilgisayar bilimi okumak benim için bayağı zordu ve ancak idare edebiliyordum. Bunu daha önceki denemelerimde yazmıştım (https://www.mevzuatraporu.com/caglar/p/683) . Bunun yanında kafeyi sattıktan sonra istediğim alanda iş arayışım da fayda etmemişti ve iş olmadan kaybettiğim geliri karşılayamazdım. Öğrencilik ne tam zamanlı bir işin yerini tutuyor ne de maddi açığı kapatıyordu; kısacası denklemler birbirini karşılamıyordu. Kendimi ayakta tutmak için ücretli bir işe ihtiyacım vardı.
York Üniversitesi yurdunda iki ya da üç ay kaldım. Benim için iyi bir deneyim olmadı. Neden orada olduğumu her gün sorgular durumdaydım. Üniversiteyi hızlı bitirme hedefine rağmen aklımda yürüttüğüm hiçbir şey oturmadı.
Daha azıyla idare edip devam eden insanlar olduğunu biliyorum. Bu benim durumum değildi. Bu durumlarda kendimi bencil ve benmerkezci olarak niteleyip eskiden yaşadığım deneyimlerle örtüştürebiliyorum. Bu kötü niteliklere rağmen bunların farkında olmamı kâr sayıyorum ve bunları düzeltmeye çalışıyorum.
Kafeyi sattıktan sonra bile finansal dengemi korumak zorundaydım. O noktada kararım netti: Sürekliliği sürdürülebilir şartlar belirler. Bir şey artık mümkün değilse, yolun sonuna yakın olsan bile devam etmenin bazen anlamı yoktur. Tabii ki bu herkes için geçerli değil. Bazılarımız doğru yardımları doğru anlarda edinebiliyor. Bu benim için geçerli değildi. Daha fazla zorlamak bana çok daha büyük bir bedel ödetebilirdi. İstanbul'a kendi hayatımın dışındaki gelişen dinamiklerin de etkisiyle geri gelme kararı aldım. Yani anlayacağınız bu durumlar silsilesi sadece kendi durumumu da barındırmıyordu ve karar vermek zordu.
Köklere Dönüş
Türkiye'ye döndüğümde hâlâ işsizdim. Daha önce kurduğum çevre sönüktü. Türkiye’den yirmi yaşlarımın sonlarında göç etmiş, bağlantıları canlı tutmak için yıllık ziyaretler yapmıştım. Geldiğimde her şey değişmişti. İnsanlar kendi yollarına bakıyorlardı ve bu durumda kendim için hiç yer ayırmamış gibi hissediyordum. Sadece çekirdek ailem, arada sırada buluştuğumuz eski meslektaşlarım ve müzik grubu arkadaşlarımla iletişimde kaldım. Bana tamamiyle yabancı bir konumdan yeniden başlamak zorunda kaldım. "Hiç yoktan başladım" klişesini sevmiyorum ama tuhaf ve açıklayamadığım bir yerden başladığım kesindi. Benim için insani samimiyet çok önemli; bu yüzden buna hâlâ değer verildiğine ve geldiğim topraklarda bu duyguların kaybolmadığına inanıyorum.
Karar: Yeni Bir Sosyal Medya Platformu İnşa Etmek — Mevzuat Raporu
Sosyal medyadaki gizlilik ihlallerinden zaten uzun süredir rahatsızdım. Haberlere yansıyan dava süreçleri ve kullanıcı verilerine yönelik suistimaller durumu daha da katlanılmaz kılıyordu. Kimseyi izlemeyen, takip etmeyen bir platform inşa etmeye karar verdim.
JavaScript'in doğru yönetilmediğinde sorun olabileceğini biliyordum ve bunun için onu hiç kullanmamayı tercih ettim. Platform sadece PHP, HTML ve CSS ile oluşturuldu. Herhangi bir çatı (framework) yok, JavaScript yok; her şey olduğu gibi.
Çoğu sosyal medya sitesi yüklenirken yüzlerce kilobaytlık JavaScript paketleri indirir: analiz kitaplıkları, A/B testi çerçeveleri, reklam izleyiciler ve sosyal eklentiler(widget)… Hepsi arka planda gizlice çalışır. Ben gizliliğin mimari düzeyde başladığına inanıyorum. Bu konudaki anlayışım baya basit: Sayfada herhangi bir takibe dayalı kod yoksa, olmayan şey veri de toplayamaz niyetiyle platformu hazırlamaya başladım.
Hâlihazırda elimde olan MevzuatRaporu.com isimli alan adını kullandım; çünkü yeni bir isme çok yatırım yapmak istemedim. O kadar ki ilk birkaç ay boyunca evdeki masaüstü bilgisayarımı sunucu hâline getirdim. Platformun ismini bayağı seviyorum çünkü Mevzuat Raporu olmasına rağmen mevzuatla veya hukukla bir alakası yok. Bu tarizli durum da benim için durumu eğlenceli kılıyor.
Zamanla bu alan adını küçük bir sosyal medya platformuna dönüştürdüm. Nasıl çalışacağını belirleme kararı sanırım bir yılımı aldı. Hâlâ da geliştiriyorum ve aynı zamanda yetilerimi test ediyorum. Güncel araçlar eskisinden daha hızlı hareket etmemi sağlıyor ama yine de bu projenin sesini yükseltmeye yetmiyor. Tanıtım yapmıyorum, sektörel etkinliklere katılmıyorum yada projeyi kimseye sunmuyorum. Şu anda o kısım için kendimi bayağı yorgun hissediyorum. Ailem arada bir platformda yazıyor; yazdıkları bazen eğlenceli, bazen dramatik olabiliyor. Birkaç arkadaş ara sıra dahil oluyor. Henüz bu projenin genel nezdinde bakarsak somut bir getirisi olmadı. Ama platform çalışıyor. Evdeki bilgisayara bağımlı geçen aylardan sonra nihayet düzgün bir sunucu sağlayıcısına geçtim; artık odamdaki masaüstü bilgisayara bağlı çalışmıyor. Sanırım bu sürecin en mutlu olduğum anlarından biri buydu. Benim için şimdilik bunlar yeterli.
Bu, hiçbir şey yapmamaktan çok daha iyi hissettiriyor ve en azından bu yazılarımı size ulaştırmamı sağlıyor. Peki sizler ne yapıyorsunuz? Hayatınızda yeniden inşa ettiğiniz bir şey var mı? Benimle paylaşabilirsiniz.
lelacag@gmail.com
Toronto'daki kafeyi sattıktan sonra bilgisayar bilimi çalışmalarına dönmeye çalıştım. Buna sekiz ay dayanabildim ve sonrasında sağlık sorunlarım baş gösterdi. Aynı zamanda bulunduğum yerlerde odaklanacak zihinsel alanı bulamadım. Zamanında tam zamanlı çalışırken bilgisayar bilimi okumak benim için bayağı zordu ve ancak idare edebiliyordum. Bunu daha önceki denemelerimde yazmıştım (https://www.mevzuatraporu.com/caglar/p/683) . Bunun yanında kafeyi sattıktan sonra istediğim alanda iş arayışım da fayda etmemişti ve iş olmadan kaybettiğim geliri karşılayamazdım. Öğrencilik ne tam zamanlı bir işin yerini tutuyor ne de maddi açığı kapatıyordu; kısacası denklemler birbirini karşılamıyordu. Kendimi ayakta tutmak için ücretli bir işe ihtiyacım vardı.
York Üniversitesi yurdunda iki ya da üç ay kaldım. Benim için iyi bir deneyim olmadı. Neden orada olduğumu her gün sorgular durumdaydım. Üniversiteyi hızlı bitirme hedefine rağmen aklımda yürüttüğüm hiçbir şey oturmadı.
Daha azıyla idare edip devam eden insanlar olduğunu biliyorum. Bu benim durumum değildi. Bu durumlarda kendimi bencil ve benmerkezci olarak niteleyip eskiden yaşadığım deneyimlerle örtüştürebiliyorum. Bu kötü niteliklere rağmen bunların farkında olmamı kâr sayıyorum ve bunları düzeltmeye çalışıyorum.
Kafeyi sattıktan sonra bile finansal dengemi korumak zorundaydım. O noktada kararım netti: Sürekliliği sürdürülebilir şartlar belirler. Bir şey artık mümkün değilse, yolun sonuna yakın olsan bile devam etmenin bazen anlamı yoktur. Tabii ki bu herkes için geçerli değil. Bazılarımız doğru yardımları doğru anlarda edinebiliyor. Bu benim için geçerli değildi. Daha fazla zorlamak bana çok daha büyük bir bedel ödetebilirdi. İstanbul'a kendi hayatımın dışındaki gelişen dinamiklerin de etkisiyle geri gelme kararı aldım. Yani anlayacağınız bu durumlar silsilesi sadece kendi durumumu da barındırmıyordu ve karar vermek zordu.
Köklere Dönüş
Türkiye'ye döndüğümde hâlâ işsizdim. Daha önce kurduğum çevre sönüktü. Türkiye’den yirmi yaşlarımın sonlarında göç etmiş, bağlantıları canlı tutmak için yıllık ziyaretler yapmıştım. Geldiğimde her şey değişmişti. İnsanlar kendi yollarına bakıyorlardı ve bu durumda kendim için hiç yer ayırmamış gibi hissediyordum. Sadece çekirdek ailem, arada sırada buluştuğumuz eski meslektaşlarım ve müzik grubu arkadaşlarımla iletişimde kaldım. Bana tamamiyle yabancı bir konumdan yeniden başlamak zorunda kaldım. "Hiç yoktan başladım" klişesini sevmiyorum ama tuhaf ve açıklayamadığım bir yerden başladığım kesindi. Benim için insani samimiyet çok önemli; bu yüzden buna hâlâ değer verildiğine ve geldiğim topraklarda bu duyguların kaybolmadığına inanıyorum.
Karar: Yeni Bir Sosyal Medya Platformu İnşa Etmek — Mevzuat Raporu
Sosyal medyadaki gizlilik ihlallerinden zaten uzun süredir rahatsızdım. Haberlere yansıyan dava süreçleri ve kullanıcı verilerine yönelik suistimaller durumu daha da katlanılmaz kılıyordu. Kimseyi izlemeyen, takip etmeyen bir platform inşa etmeye karar verdim.
JavaScript'in doğru yönetilmediğinde sorun olabileceğini biliyordum ve bunun için onu hiç kullanmamayı tercih ettim. Platform sadece PHP, HTML ve CSS ile oluşturuldu. Herhangi bir çatı (framework) yok, JavaScript yok; her şey olduğu gibi.
Çoğu sosyal medya sitesi yüklenirken yüzlerce kilobaytlık JavaScript paketleri indirir: analiz kitaplıkları, A/B testi çerçeveleri, reklam izleyiciler ve sosyal eklentiler(widget)… Hepsi arka planda gizlice çalışır. Ben gizliliğin mimari düzeyde başladığına inanıyorum. Bu konudaki anlayışım baya basit: Sayfada herhangi bir takibe dayalı kod yoksa, olmayan şey veri de toplayamaz niyetiyle platformu hazırlamaya başladım.
Hâlihazırda elimde olan MevzuatRaporu.com isimli alan adını kullandım; çünkü yeni bir isme çok yatırım yapmak istemedim. O kadar ki ilk birkaç ay boyunca evdeki masaüstü bilgisayarımı sunucu hâline getirdim. Platformun ismini bayağı seviyorum çünkü Mevzuat Raporu olmasına rağmen mevzuatla veya hukukla bir alakası yok. Bu tarizli durum da benim için durumu eğlenceli kılıyor.
Zamanla bu alan adını küçük bir sosyal medya platformuna dönüştürdüm. Nasıl çalışacağını belirleme kararı sanırım bir yılımı aldı. Hâlâ da geliştiriyorum ve aynı zamanda yetilerimi test ediyorum. Güncel araçlar eskisinden daha hızlı hareket etmemi sağlıyor ama yine de bu projenin sesini yükseltmeye yetmiyor. Tanıtım yapmıyorum, sektörel etkinliklere katılmıyorum yada projeyi kimseye sunmuyorum. Şu anda o kısım için kendimi bayağı yorgun hissediyorum. Ailem arada bir platformda yazıyor; yazdıkları bazen eğlenceli, bazen dramatik olabiliyor. Birkaç arkadaş ara sıra dahil oluyor. Henüz bu projenin genel nezdinde bakarsak somut bir getirisi olmadı. Ama platform çalışıyor. Evdeki bilgisayara bağımlı geçen aylardan sonra nihayet düzgün bir sunucu sağlayıcısına geçtim; artık odamdaki masaüstü bilgisayara bağlı çalışmıyor. Sanırım bu sürecin en mutlu olduğum anlarından biri buydu. Benim için şimdilik bunlar yeterli.
Bu, hiçbir şey yapmamaktan çok daha iyi hissettiriyor ve en azından bu yazılarımı size ulaştırmamı sağlıyor. Peki sizler ne yapıyorsunuz? Hayatınızda yeniden inşa ettiğiniz bir şey var mı? Benimle paylaşabilirsiniz.
lelacag@gmail.com